Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı Kapsamında Öngörülen Düzenlemeler

24 Nisan 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından kamuoyuna açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” çerçevesinde, Türkiye’nin yatırım kapasitesinin artırılması, ihracat odaklı ekonomik büyümenin desteklenmesi ve uluslararası sermayenin ülkeye yönlendirilmesine yönelik kapsamlı vergisel ve idari düzenlemelerin hayata geçirilmesinin planlandığı ifade edilmiştir. Açıklanan program ile birlikte, yatırım ortamının daha rekabetçi hale getirilmesi, finansal faaliyetlerin teşvik edilmesi ve yabancı yatırımcı bakımından öngörülebilir bir ekonomik yapı oluşturulması amaçlanmaktadır.

Program kapsamında özellikle İstanbul Finans Merkezi’ne sağlanan vergisel teşviklerin genişletilmesi, transit ticaret faaliyetlerine ilişkin yeni avantajların öngörülmesi, bölgesel yönetim merkezlerinin Türkiye’de konumlandırılmasının teşvik edilmesi, ihracatçı ve üretici şirketlere yönelik kurumlar vergisi avantajlarının artırılması, hizmet ihracından elde edilen kazançlara ilişkin istisna mekanizmalarının genişletilmesi, yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye ekonomisine kazandırılmasına yönelik düzenlemeler ile yatırım süreçlerinin idari anlamda sadeleştirilmesine ilişkin uygulamalar dikkat çekmektedir.

İstanbul Finans Merkezi ile Transit Ticaret Faaliyetlerine İlişkin Düzenlemeler

Program kapsamında dikkat çeken düzenlemelerden biri, İstanbul Finans Merkezi (“İFM”) bünyesinde faaliyet gösteren şirketlere tanınan vergisel teşviklerin kapsamının genişletilmesine ilişkindir. Amaç, Türkiye’nin uluslararası finans ve ticaret alanındaki konumunun güçlendirilmesi ve özellikle yüksek hacimli sınır ötesi ticari işlemlerin Türkiye merkezli yürütülmesinin teşvik edilmesidir.

Mevcut sistemde, İFM çatısı altında faaliyet gösteren kurumların transit ticaret işlemleri ile yurt dışında gerçekleştirilen mal alım-satım faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların %50’lik kısmı, belirli koşulların sağlanması halinde kurum kazancından indirilebilmektedir.

Yeni dönemde öngörülen düzenlemeler doğrultusunda ise, İFM bünyesinde gerçekleştirilen transit ticaret faaliyetleri ile yurt dışı mal alım-satım işlemlerinden elde edilen gelirler bakımından uygulanmakta olan %50 oranındaki indirimin %100 seviyesine çıkarılması planlanmaktadır. Bunun yanında, İFM dışında transit ticaret faaliyetinde bulunan kurumlar yönünden de söz konusu kazançların %95’inin vergi dışı bırakılması öngörülmektedir.

Söz konusu düzenlemelerin, Türkiye’nin bölgesel ticaret merkezi olma hedefini desteklemesi ve uluslararası sermaye hareketlerinin ülkeye yönlendirilmesi bakımından önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.

Bölgesel Yönetim Merkezlerine Yönelik Vergisel Teşvikler

Program kapsamında açıklanan bir diğer düzenleme ise çok uluslu şirketlerin bölgesel yönetim, koordinasyon ve operasyon merkezlerini Türkiye’de konumlandırmalarını teşvik etmeye yönelik vergisel avantajlara ilişkindir.

Bu kapsamda, bölgesel yönetim merkezlerinin İstanbul Finans Merkezi içerisinde elde ettikleri kazançların tamamının, İFM dışında elde edilen kazançların ise %95’lik kısmının yirmi yıl süreyle kurum kazancından indirilebilmesine imkan tanınması planlanmaktadır.

Bunun yanında, söz konusu merkezlerde görev yapan nitelikli çalışanlar bakımından da belirli şartların sağlanması halinde ücret istisnası uygulanması öngörülmektedir. Böylelikle uluslararası şirketlerin yönetimsel faaliyetlerini Türkiye üzerinden yürütmelerinin teşvik edilmesi ve yüksek nitelikli iş gücünün ülkeye çekilmesi hedeflenmektedir.

İhracatçı Kurumlara Sağlanacak Kurumlar Vergisi Avantajları

Program çerçevesinde ihracat ve üretim faaliyetlerini desteklemeye yönelik kurumlar vergisi teşviklerinin kapsamının genişletileceği de açıklanmıştır.

Mevcut uygulamada, ihracat faaliyetlerinden elde edilen kazançlar bakımından 5 puanlık kurumlar vergisi indirimi uygulanmakta; üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar açısından ise buna ilave olarak 1 puanlık ek indirim imkanı tanınmaktadır.

Yeni düzenleme kapsamında ise, imalatçı-ihracatçı şirketler için kurumlar vergisi oranının %9’a indirilmesi, diğer ihracatçı kurumlar yönünden ise söz konusu oranın %14 olarak uygulanması öngörülmektedir.

Açıklanan bu düzenlemeler ile üretim kapasitesinin artırılması, ihracat odaklı ekonomik büyümenin desteklenmesi ve Türk şirketlerinin uluslararası piyasalardaki rekabet gücünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Hizmet İhracına İlişkin Vergisel Avantajların Artırılması

Program kapsamında döviz kazandırıcı faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla hizmet ihracına yönelik mevcut vergi avantajlarının kapsamının genişletilmesinin planlandığı belirtilmiştir.

Yürürlükte bulunan mevcut düzenlemeler uyarınca; Türkiye’de yerleşik olmayan kişilere Türkiye’den sunulan ve yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri depolama hizmetleri ile eğitim ve sağlık hizmetlerinden elde edilen kazançların %80’i, beyanname üzerinde matrahtan indirilebilmektedir.

Program çerçevesinde yapılan açıklamalara göre, söz konusu indirim oranının %100’e yükseltilmesi planlanmaktadır. Böylelikle hizmet ihracatının teşvik edilmesi, döviz girdisinin artırılması ve Türkiye’nin uluslararası hizmet sektöründeki konumunun güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

Türkiye’ye Yerleşecek Kişilere Tanınacak Vergisel Avantajlar

Program kapsamında, yurt dışında yaşayan kişilerin Türkiye’ye yerleşmelerini teşvik etmeye yönelik yeni bir vergisel yaklaşımın benimsenmesinin planlandığı da açıklanmıştır.

Buna göre, son üç yıl içerisinde Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan ve yurt dışında yaşayan kişilerin Türkiye’ye yerleşmeleri halinde, yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançlarının yirmi yıl süreyle Türkiye’de vergilendirilmemesi öngörülmektedir. Bu kişiler bakımından yalnızca Türkiye kaynaklı gelirlerin vergilendirilmesi esas alınacaktır.

Ayrıca, söz konusu kişiler yönünden veraset yoluyla gerçekleşecek intikaller bakımından veraset ve intikal vergisinin %1 oranında uygulanması planlanmaktadır.

Bu düzenlemelerle birlikte, yüksek gelir grubunda yer alan yabancı yatırımcıların, girişimcilerin ve nitelikli profesyonellerin Türkiye’ye yönlendirilmesinin amaçlandığı değerlendirilmektedir.

Yurt Dışında Bulunan Varlıkların Türkiye’ye Kazandırılmasına İlişkin Düzenleme

Program kapsamında yurt dışında bulunan finansal varlıkların Türkiye ekonomisine kazandırılmasına yönelik yeni bir düzenleme yapılacağı da ifade edilmiştir.

Bu çerçevede, yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içerisinde Türkiye’ye getirilmesine imkân sağlanması ve bu varlıkların düşük oranlı bir vergileme sistemi kapsamında ekonomiye dahil edilmesi planlanmaktadır.

Her ne kadar düzenlemenin teknik ayrıntıları henüz açıklanmamış olsa da söz konusu yaklaşımın geçmiş dönemlerde uygulanan varlık barışı düzenlemelerine benzer bir sistematik içerebileceği değerlendirilmektedir.

Proje Bazlı Vergi Güvencesi Mekanizması

Program kapsamında stratejik nitelik taşıyan büyük ölçekli yatırımlar bakımından vergisel öngörülebilirliği güçlendirmeye yönelik yeni bir yaklaşımın hayata geçirilmesinin planlandığı belirtilmiştir.

Bu doğrultuda, yatırım kararının alınmasının ardından gerçekleştirilecek vergi düzenlemelerinin yatırım üzerindeki etkisinin asgari seviyeye indirilmesi, yatırımcı bakımından makul geçiş süreçlerinin oluşturulması ve proje bazlı vergisel güvence mekanizmalarının geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Söz konusu yaklaşımın özellikle uzun vadeli yatırımlar bakımından hukuki ve mali öngörülebilirliği artırması beklenmektedir.

Tek Durak Büro Modeli

Program kapsamında yatırım süreçlerinin daha hızlı, etkin ve koordineli şekilde yürütülebilmesi amacıyla “Tek Durak Büro” modelinin uygulamaya geçirilmesinin planlandığı açıklanmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda faaliyet göstermesi öngörülen bu yapı sayesinde, yatırımcıların farklı kamu kurumları nezdinde yürüttükleri işlemlerin tek merkez üzerinden koordine edilmesi amaçlanmaktadır.

Bu kapsamda; şirket kuruluş işlemleri, çalışma ve ikamet izinlerine ilişkin süreçler, vergi ve SGK işlemleri, İŞKUR başvuruları, arazi tahsisi işlemleri, yatırım teşvik süreçleri ile ÇED ve diğer çevresel izin işlemlerinin tek merkez üzerinden yürütülebilmesine imkân sağlanacaktır.

Böylelikle yatırım süreçlerinde karşılaşılan bürokratik yükün azaltılması, idari işlemlerin hızlandırılması ve yatırım ortamının daha öngörülebilir hale getirilmesi hedeflenmektedir.

Çalışanlara Yönelik Hisse Bazlı Teşvik Mekanizmaları

Program kapsamında çalışanların şirketlere uzun vadeli bağlılığının artırılması ve özellikle teknoloji ile girişimcilik ekosisteminde nitelikli iş gücünün desteklenmesi amacıyla hisse bazlı teşvik sistemlerine ilişkin yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesinin planlandığı açıklanmıştır.

Bu çerçevede, çalışanlara tanınan hisse opsiyonu teşviklerinin daha işlevsel, erişilebilir ve cazip bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. Özellikle büyüme odaklı şirketler ile girişimlerin çalışanlarını şirket sermayesine dahil edebilmelerine imkân sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Bunun yanında, hisseye dönüştürülebilir borçlanma araçlarına ilişkin mevcut uygulamaların sadeleştirilmesi ve yatırım süreçlerinin daha esnek hale getirilmesi de öngörülen düzenlemeler arasında yer almaktadır. Bu yaklaşımın, girişim sermayesi yatırımlarının artırılması ve yenilikçi şirketlerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması bakımından önem taşıdığı değerlendirilmektedir.

Program kapsamında ayrıca, Terminal İstanbul Projesi’nin ilk fazının uygulamaya alınacağı ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik çeşitli altyapısal ve kurumsal adımların atılacağı da kamuoyuyla paylaşılmıştır.

21 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Torba Yasa ile 20 yıllık vergi muafiyetini düzenleyen GVK’nın Mükerrer 20/D maddesi ve Varlık Barışı düzenlemesini içeren 10. Maddesi yasalaştı.

21 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Torba Yasa ile 20 yıllık vergi muafiyetini düzenleyen GVK’nın Mükerrer 20/D maddesi ve Varlık Barışı düzenlemesini içeren 10. maddesi yasalaştı. Söz konusu hükümler Cumhurbaşkanı’nın onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir. Bahse konu Torba Yasa ile kabul edilen düzenlemeler şu şekildedir:

Veraset ve İntikal Vergisi ile Gelir Vergisine İlişkin Yeni Düzenlemeler

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik kapsamında, Türkiye’ye yabancı sermaye ve finansal kaynak girişinin teşvik edilmesi amacıyla yeni bir vergisel düzenleme öngörülmektedir. Buna göre, Gelir Vergisi Kanunu çerçevesinde Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları gelir vergisinden istisna tutulan kişiler bakımından, söz konusu istisna süresi içerisinde gerçekleşecek veraset yoluyla mal intikallerinde uygulanacak veraset ve intikal vergisi oranı %1 olarak belirlenecektir.

Bu düzenleme ile birlikte, yurt dışında yaşayan yüksek gelir grubundaki kişilerin Türkiye’ye yerleşmelerinin teşvik edilmesi ve uluslararası sermayenin Türkiye’ye yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Çalışanlara Sağlanan Pay Senetlerine İlişkin Gelir Vergisi İstisnası

Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik ile birlikte, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen kriterleri taşıyan teknogirişim şirketlerinde çalışan personele yönelik hisse bazlı teşvik sistemlerine ilişkin yeni düzenlemeler getirilmektedir.

Bu kapsamda, işverenler tarafından çalışanlara bedelsiz veya indirimli şekilde sağlanan ve ücret niteliği taşıdığı kabul edilen pay senetlerine ilişkin gelir vergisi istisnasının kapsamı yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan değişiklik doğrultusunda;

  • İstisnaya konu edilebilecek üst sınır, ilgili yılda elde edilen brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenmektedir.
  • Çalışanlar tarafından edinilen pay senetlerinin elde tutulma sürelerine bağlı olarak vergisel avantajların korunmasına ilişkin yeni esaslar getirilmektedir.

Bu çerçevede, edinilen pay senetlerinin;

  • İktisap tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı,
  • 3 ila 4 yıl arasında elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i,
  • 5 ila 6 yıl arasında elden çıkarılması halinde ise istisna edilen verginin %25’i,

gecikme faizi ile birlikte işverenden tahsil edilecektir.

Söz konusu düzenleme ile çalışanların şirket bünyesinde daha uzun süreli istihdam edilmelerinin teşvik edilmesi ve özellikle girişimcilik ekosisteminde hisse bazlı ödüllendirme sistemlerinin daha sürdürülebilir hale getirilmesi hedeflenmektedir.

Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlara İlişkin Vergi İstisnası

Gelir Vergisi Kanunu’na “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin Vergi İstisnası” başlıklı yeni bir hüküm eklenmektedir.

Buna göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılı içerisinde Türkiye’de ikametgahlarının ve tam mükellefiyet esasına dayalı vergi yükümlülüklerinin bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar yirmi yıl süreyle gelir vergisinden istisna tutulacaktır.

Düzenleme kapsamında ayrıca;

  • İlgili kişilerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önce Türkiye kaynaklı gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle mükellefiyetlerinin bulunması, istisnadan yararlanmalarına engel teşkil etmeyecektir.
  • İstisna kapsamındaki gelirler bakımından yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.
  • Başka gelir unsurları nedeniyle beyanname verilmesi gereken durumlarda da söz konusu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.
  • İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyet unsurları, vergiye tabi gelirlerin tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Bunun yanında;

  • Yurt dışında ödenen vergiler Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilemeyecek,
  • İstisna şartlarının sonradan taşınmadığının tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı kapsamında değerlendirilecektir.

Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili olacaktır. Hükmün, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılan kişiler bakımından uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

Nitelikli Hizmet Merkezlerine Yönelik Ücret İstisnası

Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan bir diğer değişiklik ile Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında tanımlanan “nitelikli hizmet merkezleri”nde çalışan personele yönelik gelir vergisi avantajları getirilmektedir.

Bu çerçevede, nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin;

  • Brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı bakımından gelir vergisi istisnası uygulanacaktır.
  • Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan ve yabancı yatırım yoğunluğu dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca uygun görülen endüstri bölgelerinde faaliyet gösteren merkezler ile İstanbul Finans Merkezi’nde katılımcı belgesi alarak faaliyet gösteren merkezler bakımından ise bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır.

Cumhurbaşkanı;

  • Söz konusu üç ve beş katlık oranları ayrı ayrı veya birlikte bir kata kadar indirmeye,
  • İki katına kadar artırmaya

yetkili olacaktır.

“Nitelikli Hizmet Merkezi” Kavramına İlişkin Düzenleme

Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na “Nitelikli Hizmet Merkezi” başlıklı yeni bir hüküm eklenmektedir.

Buna göre, nitelikli hizmet merkezi;

  • En az üç farklı ülkede aktif faaliyet gösteren,
  • İlişkili şirketlere veya şirket topluluklarına hizmet sunmak amacıyla kurulan,
  • Yıllık hasılatının en az %80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerini

ifade edecektir.

Bu merkezlerin faaliyet alanları oldukça geniş tutulmuş olup;

  • Finansal danışmanlık,
  • Stratejik yönetim danışmanlığı,
  • Risk yönetimi,
  • Nakit ve likidite yönetimi,
  • Fonlama ve borçlanma işlemleri,
  • Yatırım ve sermaye yapısı planlaması,
  • Bütçeleme, finansal raporlama ve analiz,
  • Uluslararası muhasebe ve uyum hizmetleri,
  • Denetim faaliyetleri,
  • Dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı,
  • Veri analizi ve yatırım danışmanlığı,
  • İnsan kaynakları ve eğitim hizmetleri,
  • Marka yönetimi ve tanıtım faaliyetleri,
  • Satış sonrası destek, teknik destek, araştırma-geliştirme ve laboratuvar faaliyetlerine ilişkin koordinasyon hizmetleri

gibi faaliyetleri kapsayacaktır.

Türk hukukuna ilişkin danışmanlık faaliyetlerinin ise yalnızca Avukatlık Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş avukat veya avukat ortaklıkları aracılığıyla yürütülebileceği açıkça düzenlenmektedir.

Bu merkezlerde doğrudan hizmet sunan çalışanlar “nitelikli hizmet personeli” olarak kabul edilecek; destek personeli ise bu kapsam dışında tutulacaktır. Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkili olacak; Bakanlık bu yetkisini Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın görüşünü almak suretiyle kullanacaktır.

Transit Ticaret ve Nitelikli Hizmet Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazançlara Yönelik Vergisel Avantajlar

Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik kapsamında transit ticaret faaliyetleri ile nitelikli hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik önemli vergi avantajları getirilmektedir.

Buna göre, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yeniden yurt dışında satılması veya yurt dışındaki mal alım-satım işlemlerine aracılık edilmesi suretiyle elde edilen kazançların %95’i kurum kazancından indirilebilecektir.

Ancak;

  • Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan ve yabancı yatırım yoğunluğu bakımından Cumhurbaşkanınca uygun görülen bölgelerde faaliyet gösteren kurumlar ile
  • İstanbul Finans Merkezi Bölgesi’nde katılımcı belgesi alarak faaliyet gösteren kurumlar bakımından söz konusu indirim oranı %100 olarak uygulanacaktır.

Bu indirimden yararlanılabilmesi için;

  • Kazancın ilgili hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi,
  • Aracılık faaliyetlerine konu malın alıcısı ve satıcısının Türkiye’de bulunmaması

şartları aranacaktır.

Cumhurbaşkanı, söz konusu oranları sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

PAR Hukuk Bürosu, Türkiye’de yatırım faaliyetinde bulunmayı planlayan yabancı yatırımcılara ve uluslararası şirketlere, yatırım süreçlerinin her aşamasında hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Büro bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, yabancı sermayeli yatırımların Türk hukuk mevzuatı çerçevesinde yapılandırılması, şirket kuruluş işlemlerinin yürütülmesi ve yatırım süreçlerinin hukuki güvence altında sürdürülmesi hedeflenmektedir.

Bu çerçevede PAR Hukuk Bürosu; yatırımcıların faaliyet alanları, ticari hedefleri ve organizasyon yapıları doğrultusunda en uygun şirket modelinin belirlenmesi, şirket kuruluş işlemlerinin tamamlanması, ilgili idari başvuru ve izin süreçlerinin takibi ile yatırım faaliyetlerinin yürürlükteki mevzuata uyumlu şekilde yürütülmesi konularında hukuki destek sağlamaktadır.

Büromuz tarafından sunulan danışmanlık hizmetleri kapsamında özellikle;

  • Yabancı sermayeli şirket kuruluş işlemlerinin yürütülmesi,
  • Şirket ana sözleşmeleri ile kurumsal belgelerin hazırlanması,
  • Yatırım süreçlerinin vergi ve şirketler hukuku bakımından değerlendirilmesi,
  • Çalışma ve oturma izinlerine ilişkin süreçlerin takibi,
  • Ticari sözleşmelerin hazırlanması ve hukuki risk analizlerinin yapılması,
  • Ortaklık yapılarının oluşturulması ve yeniden yapılandırılması,
  • Birleşme, devralma ve pay devri işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık verilmesi,
  • Yatırım teşvikleri ile İstanbul Finans Merkezi uygulamalarına ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunulması,
  • Şirketlerin faaliyet süreçlerinde ihtiyaç duyduğu sürekli hukuki danışmanlık hizmetlerinin sunulması

hususlarında çalışmalar yürütülmektedir.

Bu kapsamda PAR Hukuk Bürosu yabancı yatırımcıların Türkiye’deki faaliyetlerini yürürlükte bulunan mevzuata uygun, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir hukuki zeminde gerçekleştirebilmeleri amacıyla danışmanlık hizmeti sunmaktadır.