
GİRİŞ
Avukatlık mesleği, teoride hukukun üstünlüğünün ve adil yargılanma hakkının asli unsurlarından biri olarak tanımlanır. Pratikte ise bu mesleği uzun yıllardır icra eden herkes bilir ki, avukatlık yalnızca normlarla değil; ekonomik koşullar, kurumsal yapılar ve fiilî uygulamalarla şekillenir. Yirmi yılını bu mesleğe vermiş bir avukat açısından sorun, çoğu zaman kanun metinlerinde değil, o metinlerin hayata geçmediği alanlarda ortaya çıkar.
Türkiye’de avukatlık mesleği bugün ciddi bir aşınma süreci yaşamaktadır. Bu aşınma ani değil, zamana yayılan ve büyük ölçüde göz göre göre ilerleyen bir süreçtir. Avukatın emeğinin değersizleşmesi, mesleğin ekonomik olarak sürdürülemez hâle gelmesi ve kurumsal yapıların bu sürece etkili biçimde müdahale edememesi, mesleğin temel sorun alanlarını oluşturmaktadır. Bu analiz, söz konusu sorunları teorik bir çerçeveden ziyade, sahadaki gerçeklik üzerinden ele almakta; karşılaştırmalı hukuk deneyimlerinden yararlanarak Türkiye için uygulanabilir çözüm yollarını tartışmaktadır.
I. TÜRKİYE’DE AVUKATLIK MESLEĞİNİN GÜNCEL SORUNLARI
Bugün Türkiye’de avukatlık mesleğinin en belirgin sorunu, mesleğin ekonomik temelinin zayıflamış olmasıdır. Avukat sayısındaki kontrolsüz artış, hukuk fakültelerinin nitelik ve planlama gözetilmeksizin çoğalması ve mesleğe girişte uzun süre etkin bir eleme mekanizmasının bulunmaması, hukuk hizmetleri piyasasında ciddi bir arz fazlası yaratmıştır. Bu tablo, rekabeti nitelik üzerinden değil, ücret üzerinden şekillendirmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi kâğıt üzerinde varlığını sürdürmekle birlikte, uygulamada çoğu zaman bir temenniden ibaret kalmaktadır. Ücret tarifesine aykırı sözleşmeler yaygınlaşmış, özellikle genç avukatlar piyasa koşulları karşısında pazarlık gücünden yoksun bırakılmıştır. Bu durum yalnızca bireysel gelir kaybına yol açmamakta; avukatlık hizmetinin genel kalitesini de aşağı çekmektedir.
Bir diğer temel sorun, avukatlık mesleğinin kurumsallaşamamasıdır. Mevcut mevzuat, avukatların şirketleşmesini dar ve işlevsiz bir çerçeveye hapsetmiştir. Bu nedenle birçok hukuk bürosu fiilen şirket gibi çalışmakta, ancak hukuken bu statüye sahip olmadığı için şeffaflık, sorumluluk ve denetim mekanizmaları devreye girmemektedir. Sonuçta hem avukatlar hem de hizmet alanlar açısından güvencesiz bir yapı ortaya çıkmaktadır.
Tüm bu sorunlar, mesleğin saygınlığını ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. Uzun yıllar mesleği icra eden avukatlar açısından asıl problem, bu tabloya karşı etkili bir kurumsal refleksin geliştirilememesidir.
II. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA AVUKATLIK MESLEĞİNİN SORUNLARI VE GELİŞTİRİLEN ÇÖZÜM MODELLERİ
Almanya
Almanya’da avukatlık mesleği, uzun süredir kurumsallaşma ve mesleki bağımsızlık dengesini korumaya yönelik bir anlayışla düzenlenmektedir. Avukatların belirli şirket türleri altında faaliyet göstermesine izin verilmiş; ancak bu serbestlik baro denetimi ve sıkı etik kurallarla sınırlandırılmıştır. Ücretlendirme konusunda bağlayıcı düzenlemeler getirilmiş, tarifeye aykırılıklar fiilen yaptırıma bağlanmıştır.
- Şirketleşme kontrollü biçimde serbesttir.
- Ücret kuralları bağlayıcıdır.
- Barolar etkin denetim yetkisine sahiptir.
İngiltere
İngiltere, avukatlık mesleğinde temsil ve denetim fonksiyonlarını bilinçli biçimde ayırmıştır. Meslek örgütleri üyelerini temsil ederken, düzenleme ve disiplin yetkileri bağımsız otoritelere bırakılmıştır. Bu yapı, piyasa esnekliği ile meslek standartlarının korunmasını birlikte sağlamayı amaçlamaktadır.
- Temsil ve denetim ayrılmıştır.
- Lisans temelli sıkı denetim uygulanır.
- Piyasa esnekliği korunur.
Fransa
Fransa’da barolar, avukatlık mesleğinin ekonomik ve etik çerçevesini aktif biçimde belirleyen kurumlardır. Ücret denetimi, staj düzenlemeleri ve meslek içi disiplin baroların doğrudan müdahale alanındadır. Bu sayede ücret dampingi ve güvencesiz çalışma biçimleri sınırlandırılmaktadır.
- Barolar güçlü düzenleyici aktörlerdir.
- Ücret ihlalleri yaptırıma tabidir.
- Meslek içi denge korunur.
İsviçre
İsviçre modeli, yerel esneklik ile federal asgari standartları birleştirmektedir. Avukatlık mesleğinin çekirdek ilkeleri ülke genelinde korunurken, uygulama kantonal düzeyde şekillenmektedir.
- Federal asgari standartlar vardır.
- Barolar mesleğe girişte filtre görevi görür.
- Bağımsızlık önceliklidir.
ABD
ABD’de avukatlık mesleği büyük ölçüde piyasa koşullarına bırakılmıştır. Buna karşılık etik ihlaller ve meslek standartlarına aykırılıklar ağır lisans yaptırımlarıyla karşılanmaktadır.
- Ücretler serbesttir.
- Etik ihlaller ağır yaptırımlara tabidir.
- Lisans sistemi belirleyicidir.
III. BAROLARIN İŞLEVSEL AŞINMASI: KURUMSAL BİR SORUN OLARAK TEMSİL VE DENETİM
Türkiye’de avukatlık mesleğinin yaşadığı sorunlar yalnızca bireysel ya da piyasa kaynaklı değildir. Bu sorunların derinleşmesinde, mesleğin en temel kurumsal aktörü olan baroların giderek daralan ve etkisizleşen rolü belirleyici olmuştur. Uzun yıllar meslek pratiği içinde olan bir avukat açısından mesele, baroların varlığı değil; var olan yetkilerini ne ölçüde kullanabildiğidir.
Barolar, mevzuat gereği hem meslektaşların temsilcisi hem de mesleki düzenin koruyucusu konumundadır. Ancak uygulamada bu çift yönlü rol, etkili bir düzenleme gücüne dönüşememektedir. Özellikle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ihlali, güvencesiz çalışma biçimleri ve fiilî şirketleşme pratikleri karşısında baroların müdahale kapasitesi sınırlı kalmaktadır. Disiplin mekanizmalarının yavaş işlemesi, yaptırımların caydırıcılıktan uzak olması ve denetimin büyük ölçüde şikâyete bağlı işlemesi, bu işlev kaybını derinleştirmektedir.
Bu tablo, baroların tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir; ancak mesleğin ekonomik ve yapısal sorunları karşısında baroların çoğu zaman reaktif kaldığını göstermektedir. Sorunlar derinleşirken baroların müdahalesi gecikmekte, mesleki standartlar fiilen piyasa koşulları tarafından belirlenmektedir.
Karşılaştırmalı hukuk deneyimleri, baroların ya güçlü düzenleyici aktörler hâline getirildiğini ya da temsil ve denetim işlevlerinin bilinçli biçimde ayrıldığını göstermektedir. Türkiye’de ise barolar bu iki rol arasında sıkışmış ne piyasayı dengeleyebilecek kadar güçlü ne de tamamen temsil odaklı bir yapıya evrilebilmiştir.
Bu nedenle mesele, baroların “neden işlevsiz olduğu” sorusundan ziyade, mevcut kurumsal yapının avukatlık mesleğinin gerçek ihtiyaçlarına neden cevap veremediğinin tespitidir. Etkili bir reform, baroları suçlayan değil; onları yeniden işlevlendiren bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
III. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA BAROLARIN İŞLEVSEL KILINMASI: KURUMSAL MEKANİZMALAR
Karşılaştırmalı hukuk incelemesi, baroların işlevselliğinin soyut yetki tanımlarından değil, bu yetkileri hayata geçiren somut kurumsal mekanizmalardan kaynaklandığını göstermektedir. İncelenen hukuk sistemlerinde barolar, ya güçlü bir düzenleyici aktör olarak konumlandırılmış ya da temsil ve denetim işlevleri bilinçli biçimde ayrıştırılarak kurumsal netlik sağlanmıştır.
Almanya’da barolar, mesleğin icrasına ilişkin düzenlemelerde gerçek anlamda söz sahibidir. Avukatlık ücretleri, meslek içi reklam sınırları ve şirketleşme modelleri, baroların aktif katılımıyla belirlenmekte; ihlaller disiplin hukukunun etkin araçlarıyla yaptırıma bağlanmaktadır. Baroların denetim yetkisi yalnızca teorik değil, fiilî ve caydırıcıdır.
Fransa’da barolar, avukatlık mesleğinin ekonomik dengesini koruyan temel aktörlerdir. Ücret ihlalleri, stajyer avukatların korunması ve meslek içi haksız rekabetin önlenmesi doğrudan baro müdahalesine tabidir. Bu müdahale, mesleki dayanışmayı zedeleyen bir kontrol olarak değil, mesleğin bütününü koruyan bir denge mekanizması olarak kabul edilmektedir.
İngiltere ve ABD’de ise farklı bir model benimsenmiştir. Bu ülkelerde baroların temsil işlevi korunurken, düzenleme ve disiplin yetkileri bağımsız düzenleyici kurumlara devredilmiştir. Bu sayede barolar meslektaşlarının haklarını savunan güçlü aktörler hâline gelirken, denetim işlevi çıkar çatışmasından arındırılmıştır.
İsviçre modeli ise yerel baroları güçlü kılarken, federal düzeyde asgari meslek standartlarını güvence altına almaktadır. Bu yapı hem yerel ihtiyaçlara duyarlı hem de mesleğin temel ilkelerini koruyan dengeli bir sistem ortaya koymaktadır.
Karşılaştırmalı Hukukta Baroların İşlevselleştirilmesini Sağlayan Temel Mekanizmalar:
- Baroların ücret ve çalışma koşulları üzerinde fiilî denetim yetkisine sahip olması.
- Disiplin süreçlerinin hızlı, şeffaf ve caydırıcı biçimde işletilmesi.
- Temsil ve düzenleme işlevlerinin açık biçimde tanımlanması ve çatışmadan arındırılması.
- Baroların mesleğin ekonomik gerçekliğiyle doğrudan ilgilenmesinin meşru kabul edilmesi.
IV. KARŞILAŞTIRMALI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE İÇİN DEĞERLENDİRME VE REFORM ÖNERİLERİ
Karşılaştırmalı hukuk incelemesi, avukatlık mesleğinin karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunların farklı hukuk sistemlerinde ortak nitelikler taşıdığını; buna karşılık bu sorunlara verilen kurumsal yanıtların önemli ölçüde çeşitlendiğini göstermektedir. Bu bağlamda Türkiye’de avukatlık mesleğinin yaşadığı aşınmanın, mesleğin doğasına özgü kaçınılmaz bir süreçten ziyade, kurumsal tasarım ve uygulama eksikliklerinden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır.
Türkiye bakımından temel sorun, baroların ve ilgili kurumsal yapıların sahip oldukları yetkileri etkin, sürekli ve caydırıcı biçimde kullanamamasıdır. Karşılaştırmalı örnekler, mesleğin ekonomik sürdürülebilirliği ile mesleki bağımsızlığın birbirini dışlayan değil, aksine birlikte korunması gereken unsurlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle reform tartışması, yalnızca normatif değişikliklere değil, bu normların uygulanmasını sağlayacak kurumsal mekanizmaların inşasına odaklanmalıdır.
Bu çerçevede, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin fiilî bağlayıcılığının sağlanması öncelikli bir reform alanı olarak öne çıkmaktadır. Almanya ve Fransa örneklerinde görüldüğü üzere, ücret düzenlemelerinin yalnızca kâğıt üzerinde var olması yeterli değildir; bu düzenlemelerin ihlaline karşı hızlı, şeffaf ve caydırıcı yaptırımlar öngörülmelidir. Türkiye’de baroların, ücret ihlallerini resen tespit edebilen ve yaptırım uygulayabilen bir kurumsal kapasiteye kavuşturulması bu bakımdan zorunludur.
İkinci olarak, avukatlık mesleğinde şirketleşme ve büyük ölçekli hukuk bürolarının hukuki statüsü açık ve denetlenebilir bir çerçeveye kavuşturulmalıdır. Karşılaştırmalı hukuk, şirketleşmenin mesleki bağımsızlığı zorunlu olarak zedelemediğini; aksine doğru düzenlendiğinde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağladığını göstermektedir. Türkiye’de fiilî şirketleşme pratiklerinin hukuki zeminden yoksun olması hem meslek mensupları hem de hizmet alanlar açısından güvencesizlik yaratmaktadır. Bu alanın açık normlarla düzenlenmesi, baroların etkin denetimini de mümkün kılacaktır.
Üçüncü olarak, baroların temsil ve denetim işlevleri yeniden değerlendirilmelidir. İngiltere ve ABD örnekleri, bu iki işlevin kurumsal olarak ayrılmasının etkinlik sağlayabildiğini; Almanya ve Fransa örnekleri ise güçlü ve bütünleşik baro modellerinin de başarılı olabildiğini göstermektedir. Türkiye açısından mesele, hangi modelin benimseneceğinden ziyade, seçilecek modelin kurumsal netlik ve işlevsellik üretip üretemeyeceğidir. Baroların meslektaş haklarını savunma kapasitesi güçlendirilirken, düzenleme ve disiplin süreçlerinin teknik, hızlı ve siyasî etkilerden arındırılmış yapılarla desteklenmesi reform tartışmasının merkezinde yer almalıdır.
Son olarak, mesleğe giriş, staj ve meslek içi eğitim mekanizmalarının nitelik esaslı biçimde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Karşılaştırmalı hukukta baroların ve düzenleyici kurumların mesleğe girişte filtre işlevi gördüğü; bu sayede arz fazlasının ve nitelik erozyonunun sınırlandırıldığı görülmektedir. Türkiye’de bu alanın yalnızca sayısal artışa terk edilmesi, mesleğin uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir.
Bu değerlendirmeler ışığında, Türkiye için reform yönelimi; baroları suçlayan ya da mesleği idealize eden bir söylemden ziyade, karşılaştırmalı hukuk deneyimlerinden beslenen, gerçekçi ve uygulanabilir kurumsal çözümler üretmeyi hedeflemelidir. Avukatlık mesleğinin geleceği, piyasa koşullarına terk edilmiş bir serbestliğin değil; güçlü, şeffaf ve hesap verebilir kurumsal yapıların varlığıyla güvence altına alınabilir.
Türkiye İçin Reform Önceliklerinin Çerçevesi:
- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin normatif bir referans metni olmanın ötesine geçirilerek, ihlali hâlinde otomatik ve kademeli yaptırımlar öngören, resen denetime açık bir uygulama rejimiyle desteklenmesi.
- Avukatlık faaliyetinin şirketleşme yoluyla yürütülmesine ilişkin dağınık ve fiilî uygulamaların sona erdirilerek, mesleki bağımsızlık ve etik ilkeleri koruyan, şeffaflık ve hesap verebilirliği esas alan açık bir yasal çerçevenin oluşturulması.
- Baroların temsil, düzenleme ve denetim işlevlerinin kurumsal netlik temelinde yeniden tanımlanması; disiplin ve denetim süreçlerinin hız, öngörülebilirlik ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda güçlendirilmesi.
- Mesleğe giriş, staj ve meslek içi eğitim süreçlerinin nitelik esaslı biçimde yeniden yapılandırılarak, avukatlık mesleğinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini güvence altına alacak bütüncül bir meslek politikası oluşturulması.
Bu önceliklerin hayata geçirilmesi, avukatlık mesleğinin piyasa koşulları karşısında korunmasını değil; kurumsal rasyonalite temelinde yeniden güçlendirilmesini amaçlamaktadır.
