
1.Giriş
Yabancı uyruklu kişilerin Türk vatandaşlığını iktisap etmeleri, Türk hukukunda çeşitli usuller çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Bu usuller arasında en doğal olanı doğum yoluyla vatandaşlığın kazanılmasıdır. Nitekim, evlilik birliği içinde Türk vatandaşı ana veya babadan dünyaya gelen çocuk, doğrudan Türk vatandaşlığını kazanır. Evlilik birliği dışında doğum söz konusu olduğunda ise, Türk vatandaşı ana veya baba ile soybağının kurulması halinde çocuk yine Türk vatandaşlığını elde eder. Bunun yanı sıra, bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen yabancıların da, kanunda öngörülen şartları taşımaları kaydıyla Türk vatandaşlığını kazanmaları mümkündür. Bu yollarla sınırlı olmaksızın, evlenme suretiyle de Türk vatandaşlığına geçiş imkânı tanınmıştır. Türk vatandaşı ile en az üç yıl süren evlilik birliği içinde bulunan yabancıların, diğer yasal şartları da yerine getirmeleri halinde vatandaşlık kazanmaları söz konusu olabilecektir.
Bu çalışmanın konusunu oluşturan, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması ise 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 10 ve 11’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 10’uncu maddesinde, Türk vatandaşlığını elde etmek isteyen yabancıların, kanunda belirtilen şartları taşımaları halinde yetkili makam kararı ile vatandaşlığı kazanabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, söz konusu şartların sağlanmış olması, kişiye vatandaşlık kazanma bakımından mutlak ve kazanılmış bir hak sağlamamaktadır.
2. Yetkili Makam Kararı ile Türk Vatandaşlığının Kazanılması (TVK m. 10)
Türk vatandaşlığının genel yolla kazanılması, diğer bir ifadeyle uzun süreli ikamete dayalı olarak vatandaşlığa geçiş, Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 10 ve 11’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda, kanunda öngörülen şartları taşıyan yabancıların, yetkili makamın değerlendirmesi ve takdiri sonucunda Türk vatandaşlığını kazanmaları mümkündür.
Kanun hükmünün açık lafzından da anlaşılacağı üzere, yabancının gerekli şartları taşıyor olması tek başına yeterli değildir. Nitekim 10’uncu maddenin birinci fıkrasında da açıkça ifade edildiği üzere, bu şartların varlığı kişiye doğrudan vatandaşlık hakkı tanımamaktadır. Dolayısıyla, ilgili şartları haiz olan yabancının, usulüne uygun şekilde başvuruda bulunması ve bu başvurunun yetkili makam tarafından değerlendirilmesi sonucunda vatandaşlık kazanımı söz konusu olabilecektir.
Başvuruları incelemeye ve karara bağlamaya yetkili merci İçişleri Bakanlığı’dır. Bu çerçevede, vatandaşlık başvurularının kabulü ya da reddine ilişkin nihai karar Bakanlık tarafından verilmektedir. Genel yolla, yani uzun süreli ikamete dayanarak Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancıların sağlaması gereken şartlar ise Kanun’un 11’inci maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
3. Başvuru İçin Aranan Şartlar (TVK m. 11)
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 11’inci maddesinde öngörülen şartların mevcut olması, yabancıya doğrudan vatandaşlık hakkı tanımamakta; ancak başvurunun değerlendirilmesi bakımından gerekli ön koşulları oluşturmaktadır. Anılan madde uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda şu şartlar aranır:
- Kendi millî hukukuna, vatansız ise Türk hukukuna göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
- Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmiş olmak,
- Türkiye’de yerleşme iradesini davranışlarıyla ortaya koymak,
- Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığa sahip olmamak,
- İyi ahlak sahibi olmak,
- Yeterli düzeyde Türkçe konuşabilmek,
- Kendisi ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak gelir veya mesleğe sahip olmak,
- Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir durumunun bulunmaması.
3.1. Erginlik ve Ayırt Etme Gücü
Başvuru sahibinin ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekmektedir. Bu husus, yabancının tabi olduğu millî hukuka göre belirlenir. Kişinin vatansız olması halinde ise değerlendirme Türk hukukuna göre yapılacaktır.
3.2. Kesintisiz Beş Yıl İkamet Şartı
Yetkili makam kararıyla vatandaşlık kazanımında aranan temel şartlardan biri, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet edilmiş olmasıdır. Bu şart, yabancının Türkiye’de kalıcı olarak yerleşme iradesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.
3.2.1. İkametin Niteliği (Yerleşme Niyeti)
Kanunda belirtilen ikamet şartı, hukuka uygun bir ikamet izninin varlığını gerektirir. Geçerli bir ikamet izni olmaksızın geçirilen süreler bu kapsamda değerlendirilmez. Ayrıca, her ikamet izni türü de yerleşme niyetini göstermemektedir. Nitekim Türk Vatandaşlığı Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesinde; sığınma veya iltica başvurusu kapsamında bulunanlar, turistik amaçlı ikamet edenler, öğrenim veya tedavi amacıyla Türkiye’de bulunanlar gibi kişilerin başvurularının kabul edilmeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Bu bağlamda, yerleşme niyetini ortaya koyan ikamet izinleri esas alınmakta olup, uygulamada özellikle uzun dönem ikamet izni ile aile ikamet izni bu kapsamda değerlendirilmektedir. Diğer ikamet izinleri ise, nitelikleri gereği bu şartın sağlanmasına katkı sağlamamaktadır.
3.2.2. Beş Yıllık Sürenin Tamamlanması
Beş yıllık ikamet süresinin, başvuru tarihinden geriye doğru tamamlanmış olması gerekmektedir. Başvuru tarihinde henüz dolmamış, ancak başvuru süreci içinde tamamlanabilecek süreler dikkate alınmaz. Kanun koyucu açık bir şekilde “başvuru tarihinden geriye doğru” ifadesini kullanarak bu hususu netleştirmiştir.
3.2.3. Kesintisizlik Unsuru
Kesintisiz ikamet şartı, yabancının beş yıl boyunca Türkiye dışına hiç çıkmaması anlamına gelmemektedir. Yönetmelik hükümleri uyarınca, bu süre zarfında toplam altı ayı geçmemek kaydıyla Türkiye dışında bulunulması mümkündür. Altı ayı aşmayan yurt dışı süreleri, ikamet süresi içerisinde değerlendirilmeye devam eder.
3.2.4. İkamet Süresinin Tespiti
İkamet süresinin tespiti, ilgili il emniyet müdürlükleri tarafından düzenlenen ikamet izni kayıtları ile Türkiye’ye giriş-çıkış tarihlerini gösteren resmi belgeler üzerinden yapılmaktadır. Bu belgeler doğrultusunda, başvuru sahibinin gerekli süreyi doldurup doldurmadığı belirlenir.
3.3. Yerleşme Niyetinin Davranışlarla Teyidi
Başvuru sahibinin Türkiye’de kalıcı olarak yerleşme iradesini ortaya koyması gerekmektedir. Yönetmelikte, bu niyeti gösteren bazı davranışlar örnek olarak sayılmıştır. Türkiye’de taşınmaz edinilmesi, iş kurulması, yatırım yapılması, ticari faaliyetlerin Türkiye’ye taşınması, çalışma izni ile istihdam edilme, Türk vatandaşı ile evlilik, ailece başvuru yapılması veya eğitimin Türkiye’de tamamlanması bu kapsamda değerlendirilmektedir.
3.4. Sağlık Şartı
Başvuru sahibinin, genel sağlık bakımından tehlike oluşturan ve özellikle bulaşıcı nitelik taşıyan bir hastalığının bulunmaması gerekmektedir.
3.5. İyi Ahlak Sahibi Olma
Yönetmelik uyarınca, kişinin toplumsal yaşamın gerektirdiği sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, çevresine güven veren bir tutum sergilemesi ve toplum tarafından kabul görmeyen alışkanlıklara sahip olmaması iyi ahlak sahibi olma şartı kapsamında değerlendirilmektedir.
3.6. Türkçe Dil Yeterliliği
Başvuru sahibinin, toplumsal yaşama uyum sağlayabilecek düzeyde Türkçe konuşabilmesi gerekmektedir. Bu yeterlilik, ilgili komisyon tarafından yapılan değerlendirme ile tespit edilir.
3.7. Geçim Şartı
Yabancının, kendisinin ve varsa bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayabilecek düzeyde gelir veya meslek sahibi olması aranmaktadır. Bu husus, kişinin ekonomik bağımsızlığını ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.
3.8. Millî Güvenlik ve Kamu Düzeni
Başvuru sahibinin, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek herhangi bir durumunun bulunmaması gerekmektedir. Bu şart, özellikle devletin güvenliği ve kamu düzeninin korunması amacıyla öngörülmüştür.
4. Sonuç
Sonuç itibarıyla, Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 10’uncu maddesi, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasını düzenlemekte; 11’inci maddesi ise bu kapsamda aranan şartları belirlemektedir. Anılan hükümler çerçevesinde, gerekli şartları sağlayan yabancıların, İçişleri Bakanlığı’nın takdir yetkisi kapsamında vereceği karar doğrultusunda Türk vatandaşlığını kazanmaları mümkün olmaktadır.
